13 Ekim 2009 Salı

Gece Nöbeti

Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni..

MURATHAN MUNGAN

04 Ekim 2009 Pazar

DÖNECEKSİN DİYE SÖZ VER- YÜKSEK SADAKAT


Güneşin ufka değdiği yer
Oraya git ama yine gel
Döneceksin diye söz ver
Böylesi hepsinden güzel
Git özlet kendini yine gel
Döneceksin diye söz ver

Dinle uzaktan çalan şarkı hicazdan
Yaktık seninle biz bir yangını yeni baştan
Dinle uzaktan küllerin arasından
Madem her şey biter yine başlar yeni baştan

Bana ne olur ellerini ver
Gideceksin ama yine gel
Döneceksin diye söz ver..

30 Eylül 2009 Çarşamba

Ortaköy

Sen olmayınca okunan ezan bile zor duyuluyor ortaköy camiden, sen olmayınca uçuşan güvercinler bile keyifsiz ortaköy meydanda...
Sen olmayınca iskele bile bomboş...

29 Eylül 2009 Salı

Kara Toprak

Bana can veren canımı alsa ya şimdi.Canımı alsa da ,bu kadar acı çekmesem. Verdiğim sözleri çürütebilmem için kara toprakta yatıyor olmam lazım. Nefes alıyorum ama bilmiyorlar ki nasıl soluyorum. Yaşıyorum ama bilmiyorlar her gün ölüyorum. Gülüyorum ama bilmiyorlar ağladığımı. Sitem ediyorum yaşadığım her dakika. Yalvarıyorum böyle yaşamamak için. Kimse bu kadar acı veremeyecek bana bundan sonra. Zırhlanmış kalbim oldu artık. Okadar sevmişim ki seni, bana yaşattığın bu ızdıraba bile katlanabiliyorum ,ızdırabı vereni düşündüğümde. Konduramıyorum deli gibi sevdiğimin beni bu kadar incitebileceğine.Sen beni acı veren ateşin içine attığında yine senin yüzüne aşık gibi bakıyordum oysaki. Yanıyordum ama direnebiliyordum, beni ateşe atanı düşündüğümde. Varsın sen koy beni sahipsiz.Ben yine seni seveceğim kara toprağa kadar.Bazen ürküyorum yaptıkların o kadar acımasız ki seni bir gün sevmekten vazgeçebilirim diye. işte buyüzden yalvarırım can verene, bir an önce canımı alsın diye.


Beni benden götürdün ya güli yine seni sevicem ama kara toprağa kadar yüzünü görmek nasip olmasın bu dünyada...

25 Eylül 2009 Cuma

Tarif edilmeyen bu hal

İçimdeki sıkıntı cama dikiyor gözlerimi.Sanki kıpkırmızı gökyüzü.Heyecanlandırıyor ama bir okadar düşündürüyor beni.Sanki birazdan bir mucize olacak ya da bir tufan kopacak.Titrediğimi hissediyorum.Dizlerim yorgun ağrılı ama ayaklarımı sağlam basıyorum yere.Belli belirsiz gözümün önüne hep o an geliyor.Devamını getiremiyorum yaşadıklarımın.Kaybettiğim benliğim ancak bu kadarını hatırlamama izin veriyor.Bu yüzden hep düşünceli, bu yüzden sessizim hayata.Uzanıp kalbimi dinlediğimde, deniz dalgası gibi huzurlu oluyor, martı gibi yükseklerdebuluyorum kendimi.Dipsiz derinlikler çıkıyor karşıma.Her tırmanışlarım karşılıksız kalıyor.Elimi açıp yalvardığımda haykırışlarım yankılanıyor kulağımda.Tarif edilmeyen bu halim beni de düşündürüyor şimdi.

22 Eylül 2009 Salı

Seni Sevmek...

Bildiklerim istediğim, anladıklarım işime gelmeyenler.Bildiğim olup anlayamadığım oldun.Anlamını veremediğim kararlarım hepsi senin üzerine kuruldu.Sen de var oldu ama tanımsız...Anlamlı cümle kuramadığım,istediğim cümleleri kurabildiğim.Mana yüklemeye çalıştığımda doğru olanı değil olmasını istediğimi haykırdığım.Bile bile üzerinde yürüdüğüm sallanan köprüsün sen.Dayanıksız halatlarına tutunmak isteyip de cesaret edemediğimsin.Her adımlarımda uçuruma düşecek korkusu verensin. Sallandıkça başımı döndürensin sen.Hiç bir şey düşünmeme fırsat vermiyorsun.Bir an önce yolun karşısına geçmek için çabalıyorum ama her adımda savurman tüylerimi ürpertiyor.Her başarılı adımda çok mutlu ettiğin gibi, her adımda geri dönmeyi de zorlaştıransın sen. Eğer sağlam bir köprünün üzerinde olsaydım, güvenli olduğunu bilip ilerlerdim.işte böylece rahat geçebildiğim köprünün sonunda ayaklarım toprağa bastığında zor olmazdın benim için.Seni böylece sevemez böyle anlamsız tehlikelere katlanmazdım.Zor olduğun için seviyorum seni...Gözlerin için ne köprülerden koşar, ne güneşler aşardım.Gözlerim kapalı olsa kokunu takip ederdim.Ayaklarım bağlı olsa sürünür yanına gelirdim. Dilim olmasa gözlerimle anlatırdım aşkımı.Bildiğim çok ama anladığım yok.İçtiğim değil içirten,ağladığım değil ağlatansın.Sevdiğim değil sevdiren olduğun gibi.Hayalim,dileğim,istediğimsin.Hayalimin peşinden gidiyor,dileğim için dua ediyor, istediğim için savaşıyorum. Yaşamak çok zor ama senin için yaşamayı göze alıyorum GÜLİ.

01 Eylül 2009 Salı

Hangi Dünya

Sanki yeni doğan bir bebek gibiyim. Karanlığın içinden çıkmışım ama aydınlığı karanlık görüyorum açamadığım gözlerimden.Ellerim hareket ediyor parmaklarım oynuyor ama istemsiz ve tutacak bir el daha arıyorum. Yutkunuyorum tadını bilmediğim havayı, dinliyorum anlamını bilmediğim sözcükleri. Çok şey yapmak istiyorum ama kontrol edemiyorum kendimi. İstemeden bir başka yerden bir başka yana taşınıyorum kucakta. Kim olduğumu bilmeden ağlıyorum her gün. Zaten kendimi ağlarken buldum bu dünyada.Yorgun düşmüşüm dünyam değişince. Hiç bir şey eskisi gibi değil.Karanlık dünyamda bir ben vardım ya şimdi? Ordaki hayatımda mı ters duruyordum yoksa burda mı? Çok şeyler duyuyordum çok şeyler anlıyordum yalnızken eskiden. Şimdi tek başıma bile duyamıyor tek başıma anlıyamıyorum hiç birşeyi. 9 ay yetti benim yaşlanmama ama şimdi geçmiyor günler ömrümün son gününe.Bazen tekme atardım umarsızca boşluğa üstelik sevinirdi herkes ya şimdi bu hayatta da tekmeler savuşturabilir miyim her yere. Kime bağlı olacağımı gayet iyi biliyordum karanlık hayatta sadece kordonuma bağlı kalmak. Peki ya bu hayatta kime bağlı kalacam bilmiyorum.Korkuyorum bu dünyada tek kalmaktan.Bu kadar iyi bir dünyayı bırakıp geldiysem ben eğer acaba karanlığın anlamı aydınlık mı? Bu kadar iyi dünyadan gelmek de ölmek olsa gerek...