Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni..
13 Ekim 2009 Salı
04 Ekim 2009 Pazar
DÖNECEKSİN DİYE SÖZ VER- YÜKSEK SADAKAT
Güneşin ufka değdiği yer
Dinle uzaktan çalan şarkı hicazdan
Bana ne olur ellerini ver
30 Eylül 2009 Çarşamba
Ortaköy
29 Eylül 2009 Salı
Kara Toprak
Bana can veren canımı alsa ya şimdi.Canımı alsa da ,bu kadar acı çekmesem. Verdiğim sözleri çürütebilmem için kara toprakta yatıyor olmam lazım. Nefes alıyorum ama bilmiyorlar ki nasıl soluyorum. Yaşıyorum ama bilmiyorlar her gün ölüyorum. Gülüyorum ama bilmiyorlar ağladığımı. Sitem ediyorum yaşadığım her dakika. Yalvarıyorum böyle yaşamamak için. Kimse bu kadar acı veremeyecek bana bundan sonra. Zırhlanmış kalbim oldu artık. Okadar sevmişim ki seni, bana yaşattığın bu ızdıraba bile katlanabiliyorum ,ızdırabı vereni düşündüğümde. Konduramıyorum deli gibi sevdiğimin beni bu kadar incitebileceğine.Sen beni acı veren ateşin içine attığında yine senin yüzüne aşık gibi bakıyordum oysaki. Yanıyordum ama direnebiliyordum, beni ateşe atanı düşündüğümde. Varsın sen koy beni sahipsiz.Ben yine seni seveceğim kara toprağa kadar.Bazen ürküyorum yaptıkların o kadar acımasız ki seni bir gün sevmekten vazgeçebilirim diye. işte buyüzden yalvarırım can verene, bir an önce canımı alsın diye.
Beni benden götürdün ya güli yine seni sevicem ama kara toprağa kadar yüzünü görmek nasip olmasın bu dünyada...
25 Eylül 2009 Cuma
Tarif edilmeyen bu hal
22 Eylül 2009 Salı
Seni Sevmek...
01 Eylül 2009 Salı
Hangi Dünya
Sanki yeni doğan bir bebek gibiyim. Karanlığın içinden çıkmışım ama aydınlığı karanlık görüyorum açamadığım gözlerimden.Ellerim hareket ediyor parmaklarım oynuyor ama istemsiz ve tutacak bir el daha arıyorum. Yutkunuyorum tadını bilmediğim havayı, dinliyorum anlamını bilmediğim sözcükleri. Çok şey yapmak istiyorum ama kontrol edemiyorum kendimi. İstemeden bir başka yerden bir başka yana taşınıyorum kucakta. Kim olduğumu bilmeden ağlıyorum her gün. Zaten kendimi ağlarken buldum bu dünyada.Yorgun düşmüşüm dünyam değişince. Hiç bir şey eskisi gibi değil.Karanlık dünyamda bir ben vardım ya şimdi? Ordaki hayatımda mı ters duruyordum yoksa burda mı? Çok şeyler duyuyordum çok şeyler anlıyordum yalnızken eskiden. Şimdi tek başıma bile duyamıyor tek başıma anlıyamıyorum hiç birşeyi. 9 ay yetti benim yaşlanmama ama şimdi geçmiyor günler ömrümün son gününe.Bazen tekme atardım umarsızca boşluğa üstelik sevinirdi herkes ya şimdi bu hayatta da tekmeler savuşturabilir miyim her yere. Kime bağlı olacağımı gayet iyi biliyordum karanlık hayatta sadece kordonuma bağlı kalmak. Peki ya bu hayatta kime bağlı kalacam bilmiyorum.Korkuyorum bu dünyada tek kalmaktan.Bu kadar iyi bir dünyayı bırakıp geldiysem ben eğer acaba karanlığın anlamı aydınlık mı? Bu kadar iyi dünyadan gelmek de ölmek olsa gerek...

